Cumartesi, Nisan 07, 2012

Peynir Bölüm:1


Her peynirin arkasında yeşili farklı olan bir mera vardır,farklı bir göğün aldında…Italo Calvino
Seveni çoktur bilirim ,böyle derya deniz bir konuyu yazmak kolay değil, ucundan köşesinden nasıl tutabilirim diye düşünerek başlığı attım zaten.
Detaylara girmeden önce etimolojisine bakacak olursak ; Peynir, çok büyük bir çeşitlilikteki aroma, tat, yapı ve şekle sahip bir grup fermente süt ürünü için kullanılan genel isimdir.Peynir, kelimesi modern Türkçe'ye Farsça sütten yapılmış manasına gelen panīr kelimesinden geçmiştir. İngilizce'ye ise Latince caseus dan gelmiştir. Bu kelimenin kökeninin Hint-Avrupa dillerinde yeralan mayalanmak-ekşimek manasına gelen kwat- kökünden geçtiği düşünülmektedir. Bu kelime diğer Cermen dillerinde de muhafaza edilmiştir. İspanyolca ve Portekizce de Latinceden almışlardır ve Malezya ve Endonezya da konuşulan dillere de keşifler vasıtasıyla geçirmişlerdir.
Fransızca, İtalyanca ve Katalanca'ya ise yine aynı kökenden gelmiş olmasına ragmen, Romalılar tarafından askerlerin tüketimi için yapılan caseus formatus (kalıp peyniri) sözünün ikinci parçası olan kalıp manasına gelen formatus'dan türeyen kelimeler kullanılmaya başlanmıştır. İspanyolcada "queso", Portekizcede "queijo", Almancada "Käse", Flemenkçede "Kaas", ve İngilizcede "cheese" İtalyancada "formaggio" olması yanında, Fransızcada "fromage", ve bu terim Katalanca'da "formatge" olmuştur.( http://tr.wikipedia.org/wiki/Peynir)

Önce İtalyan Peynirleriyle Başlayalım;

GORGONZOLA: Po Vadisinin bu ünlü peyniri adını on birinci yüzyıldan beri üretimin yapıldığı Milano yakınlarındaki küçük kasabadan alıyor. Tabii günümüzde Milano çevresindeki bir çok yerde üretimi yapılıyor. Gorgonzola, koyun sütünden yapılan ünlü Fransız Peyniri Rokforun aksine mavi/yeşil küflü bir inek sütü peyniri. Söylentiler, peynirdeki mavi damarların ilk oluşumunun bir kaza sonu olduğu yönünde. Rokfordan daha yumuşak ve kremsi bir peynir. Yağ oranı çok yüksek (%48) ve güçlü bir tadı vardır. 



PARMESAN (PARMIGIANO REGGIANO):
İtalyan peynirlerinin tartışılmaz kralı. Po Vadisinin güneyinde Reggio Emilia bölgesindeki Parma Düklüğünde ilk kez yapılmış. İsmini de bu önemli şehir devletten almış. Yedi ülkenin büyük peyniri de deniliyor. Bu peynirin çok eski tarifi, 700 yıl boyunca yedi farklı ülkenin egemenliğine giren bu bölgede hiç değişmeden kalmış. Üretimi her yılın 1 Nisanından 11 Kasımına kadar yapılıyor. Test edilmiş ama pastorize edilmemiş inek sütünden yapılıyor. Granüllü bu peynir günümüzden Bologna, Parma ve Modena çevresinde üretiliyor. Sütün elde edildiği ineklerin beslenme biçimleri, hava durumu, toprak üretilen peynirin kalitesini ve tadını etkiliyor. Genelde makarnaların ve salataların üstünde kullanılıyor. Ayrıca özelikle armut ile yenildiğinde lezzetinin daha da arttığı söyleniyor. 


GRANA PADANO:
Parmesan peynirinin pek bilinmeyen kardeşi. Yine granüllü sert bir peynir. Ancak olgunlaşması parmesana göre daha yavaş olduğu için bir iki yıl arası süre gerekiyor ve bu olgunlaşma sürelerine göre satılıyor. Parmesan peynirinin aksine üretimi bütün yıl sürüyor. Po Vadisi'nin kuzeyi ve doğusunda Brescia, Milano, Venedik, Torino ve Ravenna şehirleri çevresinde üretimi yapılıyor. 


MASCARPONE: İtalyanın Lombardi bölgesinde 16.yydan beri süregelen tekniklerle inek sütünden yapılan bu peynir, lezzeti, krema gibi oluşu nedeniyle özelikle tatlıların yapımında kullanılıyor. İtalyada yapılan Tramisuların içinde sadece Mascarpone peyniri var. Taze olarak yenen bu peynir ayrıca meyvaların üstünde çeşitli likörler eşliğinde tüketiliyor. Mescarponenin % 55-60ı yağ ve tazeliğini koruması için muslin torbalarda satılıyor. 



RICOTTA: Taneli taze peynir. Beyaz, nemli ve hafif tatlı. Ricotta kesilmiş sütün suyundan yapılıyor. Diğer bir deyiş ile Mozzarella yapımından kalan su ile. Genelde bu şekilde yapılan Ricottaya peynir demek aslında yanlış. Çünkü sütten değil peynir suyu ile yapılıyor. Zaten Ricotta kelimesini Türkçeye çevrildiğinde anlamı yeniden pişirilmiş olarak karşımıza çıkıyor. İtalyanlar Ricottayı özellikle tatlı yapımında kullanıyorlar, özellikle cheesecakelerde. Ayrıca İtalyan mantısı olarak adlandırabileceğimiz tortellinilerinde tercih edilen malzemelerinden.


MOZZARELLA: En ünlü İtalyan peynirlerinden birisi ve ününü onu çok lezzetli yapan bizon sütünden almakta. Piyasada genel olarak iki çeşidi bulunuyor. En çok bulunan ve tüketileni fabrika üretimi olan yarı yumuşak, kuru yapılı ve tadı taze mozzarella kadar lezzetli olamayan çeşidi. Bu tür mozzarellalar çabuk eriyen özellikleri nedeniyle özellikle pizzalarda tercih ediliyor. Bu arada Türkiye'de mozzarella peyniri ile yapıldığı söylenen pizzaların genellikle taze kaşardan yapıldığını hatırlatalım. Taze mozzarella ise genellikle "İtalyan Stili" olarak adlandırılarak piyasada bulunuyor. Tam yağlı sütten yapılır ve normal mozzarellaya göre daha yumuşak olan bir yapısı ve daha lezzetli bir tadı var. Yumruk şeklinde peynir suyunun içinde satışa sunulmakta. Özelikle zeytinyağı ile marine edilip, değişik otlar ile süslenerek servis ediliyor. Çapı 1 - 1.5 cm olan miniklerinin adı "boconccini" ve özellikle salatalarda kullanılıyor. Günümüzde bizon sütünden yapılanını bulmak çok zor ama özelikle Napoli - Salerno çevresindeki Bizon çiftliklerinde üretim eski tarifler ile devam ediyor. Bizon sütünden yapılan mozarellaların bu çeşidin en pahalısı olduğunu söylemeye gerek yok tabii.



 Devam edecek...

O.J.E.




Ben hep gördüğüm zaman böyle ... Bi özenirim...

Pazar, Eylül 12, 2010

Bir Yerde /Being There

Kafa bu işte taktığın zaman takılıveriyor bir insana bir şarkıya, bir filme, bir kitaba, bir resme ,bir yere..

İnsanlardan biri de Jerzy Kosinski ( Yeje Koşinski diye okunuyor ) bu aralar benim için ..
Jerzy Kosinski 1933 yılında Rus asıllı bir ana-babadan Polonya'da dünyaya geldi. Eğitimini Polonya'da tamamladı ve öğretim görevlisi olarak jerzy kosinski 1933 yılında rus asıllı bir ana-babadan polonya'da dünyaya geldi. eğitimini polonya'da tamamladı ve öğretim görevlisi olarak varşova bilimler akademisi'ne girdi Varşova bilimler akademisi'ne girdi.
1955 yılında başladığı asistanlık görevine 1957 yılına kadar devam etti. 1957 sonlarında ford bursuyla amerika'ya gitti; daha sonra guggenheim bursuyla amerika'da öğrenimine devam etti. psikoloji doktorası tamamladıktan sonra wesleyan üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev aldı. daha sonra princetonyale üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptı. ilk eseri 1960 yılında yayınlandı; joseph novakboyalı kuş/the painted bird izledi. fransa'da yazara "en iyi yabancı roman" ödülünü kazandıran boyalı kuş 36 dile çevrildi ve bütün yayınlandığı ülkelerde aynı başarıya ulaştı. jerzy kosinski daha sonra yayınlanan adımlar/the steps ile başarısını sürdürdü. adımlar amerika'nın en büyük edebiyat ödülü olarak bilinen "national book award 1969" armağanını kazandı. yazarın üçüncü romanı bir yerde/being there 19 dilde aynı zamanda yayınlandı üniversitesi'nde ve takma adıyla yayınlanan bu kitabını büyük başarıya ulaşan yayınlandığı sene amerika'nın en büyük edebiyat ödülü olarak bilinen "national book award 1969" armağanını kazandı. yazarın üçüncü romanı bir yerde/being there 19 dilde aynı zamanda yayınlandı


Charles Manson 1969'da Roman Polanski'nin evini basip öldürme emrini verdiğinde ve sekiz kisi telef olduğunda, Kosinski New York JFK havaalaninda yanlis etiketlenmis bavuluyla ugrasmaktadir. Yoksa o da davetlidir ayni aksam, arkadaslaridir hep öldürülenler. O gece kurtulmus, üstüne bir yirmi yil daha yasayip karisi ile tv izlerken banyoya gidip kafasina naylon torba gecirip baglayarak ''i am going to put myself to sleep now for a bit longer than usual. call the time eternity '' notunu bırakıp intihar etmistir.

Unutulmaz anekdotlarından birisi
"ben de boga güreşi izlemiştim; bu bende cesur bir matadorla azgın bir boğa arasındaki bir tür erkeklik gösterisi izlenimi uyandırdı. zaten bir bakıma boğa bacakları arasında sallanan o koca kara organıyla bana hep bir erkeklik simgesi olarak gözükmüştür, matadoru da onu baştan çıkarmaya çalışan bir dişiye benzetirim. süslü püslü, oynak mı oynak bir dişi, onu kovarmış gibi yapıp onun tarafından becerilmeye can atar, sanki bekaret kanına, boğanın boynuzlarının deştiği karnının kanına batmış gibi kıpkızıl örtüsüyle erkeği tahrik eder, kışkırtır, her hamlede yanından sürünerek geçmesine izin verir aşifte. ancak boğa düştüğünde, dişisini kovalamaktan yorulup ayakları yere çakılı, baş eğik durduğunda, matador hor gördüğü aşığını cezalandırmak isteyen, terkedilmiş bir kadın gibi kılıcını kaldırır ve onu insanoğlunun en zayıf noktasına daldırır: erkek kalbine." 


ilgilenenlere The Paris Review'deki ropörtajı
JERZY KOSINSKI The Art of Fiction No. 46
 
Kitapları ...


Boyalı kuş
Adımlar
Bir yerde
Kör randevu
Çelik bilye
Boşluk
İhtiras oyunu
Şeytan ağacı



...EL GoLfO...

Ben öyle hep ilk sıralarda yer alan mekanları görmek için can atanlardan değilim . Prag resimleri kan basıncımı artırmıyor benim . İçsel enerjiyi seviyorum ben . Bu,  topragın içindeki enerjinin dışarıya patlamasıyla (!) oluşan , mucizevi görüntüye hasta oluyorum . . .

Siyah kumun içindeki yemyeşil su .... ve alabildiğince masmavi deniz ...  1730 yılındaki volkanik patlama sonucu oluşmuş denize açılan doğal amfitiyatro ..
                                                             daha fazla resim

Lanzarote' de küçük bir köy ...

''Los Abrazos Rotos'' izleyip hayran kaldım ve en kısa zamanda gitmek istiyorum ..


Pazartesi, Temmuz 07, 2008

Çarşamba, Şubat 21, 2007

Pop ART

Bundan boyle blog sayfami renklendirmek adina resimler de ekleyecegim . Ve yukarida gordugunuz resim benim ilk pop art calismam..Oldum olasi Andy Wahrol ve Roy Lischtenstein beni cok etkilemistir. Sadece bilgisayar programi ile bile olsa bisiler yapmak keyifli oluyor.

Çarşamba, Ocak 31, 2007

Pekii 2006'da google'da en cok neyi aramisiz ??

Ben Turk milletinin google da en cok neyi aradigina kafayi takmis durumdayim :) Ama 2006'da da durum pek ic acici sayilmaz . SOnuclara baksaniza en cok oyun siteleri aranmis , onu Turkiye mizin fake you tube ' u takip ediyor. neyse ki birilerinin aklina gazete okumak gelmis .
1-kral oyun(online games website)
2-izlesene(Turkish video community website)
3-gazeteler(newspapers)
4-ssk(social insurance institute)
5-milliyet(Turkish newspaper)
6-galatasaray(Turkish football team)
7-fenerbahçe(Turkish football team)
7-hürriyet(Turkish newspaper)
9-araba(car)
10-turkcell(Turkish mobile phone operator)
11-gazete(newspaper)
12-sahadan(football website-includes betting tips)
13-rüya tabirleri(dream interpreters)
14-burçlar(horoscopes)
15-maçkolik(football website)

Salı, Ocak 23, 2007



O Bir BOHEM O Bir Isyankar Onu Ehlilestiremezsinn

Muhtesem bir SHOW

Salı, Kasım 15, 2005

Blog'un Babasi



Bu adam Jorn Barger , Belki de bircogumuz onun adini duymamisizdir ya da bunu arastirmak benim bugun aklima geldi , merak ettim ilk blog sayfasini hazirlayan kim ya da blog olayini internete kazandiran kim ?

Jorn Barger , Aralik 1997'de yazmis ilk blog sayfasini , sekizinci yildonumune ise cok az kaldi .

Hatta blog sayfalarindan birindeki bir yorum da ''belki ilk blog yazildiginda henuz dogmamis bloggerlar vardir gunumuzde ''

Cok zekice ve yaratici bir fikir , benim icinse icimde hicbirsey kalmasin diye kullanilabilecek bir web olayi , ayrica son zamanlarda ne ararsam arayayim , illaki blogger search'te de bir ariyorum .

Perşembe, Kasım 10, 2005

Renkliler Beyazlar



Buz mavisi bir kotum vardi benim , Iyi de para saymistim alirken , ilk yikamada kipkirmizi bir t-shirt'un rengini birakmasindan sonra alacali bulacali pembe bir kot haline donmustu . hala dolabimda duruyor bir kere bile giyemedim yikandiktan sonra , Bir de Stefanel'den gri bir uzun kollu t-shirt almistim o da su anda adini bilmedigim bir renge donmus durumda ( boyle lila mor pembe arasi ) , annem toz bezi yapti . Bunun gibi kisa hikayeler cok hayatimda , Araya karisanlarin sonucu :)

Bu kirli torbasi tam bana gore , Internette baktim fiyati 40$ civarinda , pahali bir urun ama aynisini yapicam bir sekilde ,